Senin Filminin IMDB Puanı Kaç?

İnsanlığı bugününe getiren ve daha da ileriye taşıyacak yeteneği “kıyaslama”. Diyelim ki dünyada ilk algıladığın nesne elma olsun, sonrasında da bir araba . Araba hakkında öğrendiğin ilk şey onun bir elma olmadığıdır.  Yaş ilerledikçe gördüğün, dokunduğun, duyduğun kelimeler doğal sınırlarına ulaşır. Bu sebepledir ki seyahate çıkarız. Beyin gençlik zamanlarını özler. Kıyaslamak için yanıp tutuşur ve senin aslında yaşadığın “sıkıldım tatile gidesim var değil” , “yeni şeyler kıyaslayasım” vardır. Tatildeki şehir mi daha güzeldir yoksa İstanbul mu? Trafiği, yemekleri, kızları, erkekleri, doğası, havası, gece kulüpleri, başbakanı, sürekli kıyaslanır. 

İnsan çok uğraşmasına rağmen bazı şeyleri hala tam olarak bilemez. Beyin,ölüm,ilk patlama, atom fiziği, evrim ve bilemediği başka her şeyi de refleks olarak “kıyaslama” ile açıklar. Abaküs ilk icat olduğunda beyin de bir abaküs gibi çalışır demişler. Tıpkı bizim beyin de bilgisayar gibi çalışıyor dememiz gibi.

Hayat da filme benzer. Öyle bir film ki hangi salonda ne zaman başlayacağını kimse bilmez.  Tesadüfen film başlamak üzere gongu duyulur ve 9 aylık reklamlardan sonra salonun ışıkları kapanır.

Kimse sana bu akşam sinema mı yoksa akşam yemeğimi diye sormadan film biletini eline sıkıştırılır.

Filmin neden çekildiğine dair bir bilgi yoktur. Yüzeyde 2 yapımcının çok istemesi gibi dursa da, derinde dalgıçlar aramalarını sürdürüyor.

Kadrosu da belli değildir bütçesi de. Kiminde o kadar çok karakter vardır ki kimden bahsedildiğini takip edemezsin dahi. Kimi siyah beyaz başlayıp, birden 3D gözlük takmak zorunda bırakabilir. 

Salon tek kişiliktir. Bir alana ikicisi bedava kampanyası olsa bile, senden başkasının salona girme izni yoktur. Öyle ise rahat rahat korkuyorsan çığlığı basabilir ya da gülmekten altına da yapabilirsin.

Şanslı bir film ise baş rol oyuncusu bir kadın dır. “Anne” ile başlar ve ilerleyen sahnelerde diğer bir kadın oyuncu “eşe” geçer. Bazı talihsiz gişe filmlerinde ise başrol hep kendisidir, egodur.

Filmin konusu ise değişmez artık bir klişe“Zaman”. Karakterler sık sık flashback yaşasalar da sürekli yaş alırlar.

Filmin süresini, ne zaman biteceğini kimse bilemez. Bir bakmışsınız gong sesinin hemen ardından salon tekrar aydınlanmış bir başkasının filmi için hazırlanıyor. Ama en uzununun sürse sürse 100 yıl süreceğini biliyoruz en azından.

Senaryo yazarını  kimse tanımıyor.  Onun için senaryoyu değiştirmek mümkün değil ya da ben bu salonu beğenmedim diğerine geçebilir miyim diyemezsin. Ancak filmin türünü değiştirmek elinde. Ekran da ne olursa olsun gülebilirsin, gülemiyorsan bile gülümseyebilrisin.

Hadi 2. Yarı başladı hemen birpatlamış mısır kovası  kap gel!