Korkuyorum Anne!

Anne rahminden kovulmanın hikayesine doğum deniyor. Güzelim rahimden, sıcacık korunaklı yuvandan ayrılman korku verici. Tıpkı şu an huzurla oturduğun odandan birisinin seni ite kaka, ıkınarak dışarı çıkarması kadar çarpıcı, haşin ve gaddarca.

munch'un "çığlık" tablosuyla biraz oynadım

munch'un "çığlık" tablosuyla biraz oynadım

Korktuğun için ağladın ve birden uyum sağladın. Sen ağladın herkes güldü. En çok da rahminde uyuduğun kadın!

Korku senin ilk arkadaşın. Bu dünyadaki hatırlatıcın.

Yüksekteysen kanatlarının olmadığını kulağına fısıldar ve bir adım geri çekilirsin. Derinlere gidersen balık olmadığını hatırlatır kıyıya doğru yüzersin.

Sen büyüdükçe korku da büyür. Çok iyi arkadaşım sandığın korku şimdi senin hayatını kısıtlamaya başlamıştır. Sen başka arkadaşlar edindikçe hırçınlık yapıp, hayır der. Yapma der. Göz dağı verir. Korkutur.

Özellikle de korkunun yaratıcılıkla arası hiç iyi değildir. Yaratıcılıkla bırak yüz yüze görüşmeyi kısa bir whatsapp mesajlaşman bile korkuyu hemen ayağa diker. Fısıldamak da ne bağıra bağıra.

-Yapma saçmalama ne gerek var

Hayat bir yolculuk ise dilerim sürücü koltuğunda sen oturuyorsundur. Yan koltuğunda da yaratıcılık. Eski dost korkuya elbette yer var. Ama arka koltukta haritada yol bulurken yardım etmek şöyle dursun radyoda çalan kanala bile müdahale edemez.

Bu yazım 10 yaşına giren "eat pray love" kitabının doğum günü hediyesi! İlhamın hanımefendisi Elizabeth Gilbert iyi ki var! 

Tam da bu yazıyı okumaya ihtiyacı olan bir arkadaşın varsa üşenme paylaş lütfen. Paylaştıkça büyür,paylaştıkça çoğalırız!