Senenin Oscarları, Grammyleri...

Genelde video ile paylaşırdım ama bu ara “durumum” yok. Böyle hızlı hızlı yazıyorum.

Screen Shot 2018-12-28 at 09.51.01.png

EN FİLM:

Roma ve ya Ahlat Ağacı diyeceğimi sanıyorsun ama değil. Çok daha iyisini izledim bu yıl festivalde “Ray&Liz”. İzleyen var ise parmak kaldırsın



EN MÜZİK:

Döndüre döndüre dinlediğim Wild Horses parçası. Yine açtım arkada çalıyor. Linki burada dinle

https://open.spotify.com/track/6qiffdQYPalaevZYKGvIGQ?si=4j3H4RsmQ_29bZmXxWEJCg

EN KONSER:

Bu yıl, hayatımda gittiğim tüm konserler toplamını aşmış oldum. Piyanoya heves ettim ve nerede caz piyona varsa hepsine gittim diyebilirim. Ancak hep hatırladığım konser 26 Haziran (ulaş’ın doğum günü) IKSV caz festivali açılış konseri. Dilerim kaydını yayınlar da herkes böyle bir güzelliğe erişir.

EN SANATÇI:

Chimamanda Ngozi Adichie “The knowledge of cooking does not come pre-installed in a vagina.” demiş ve feministliğin de harbiden kitabını yazmıştır. Bakınız “We Should be All Feminist”.

EN ÇİZGİ ROMAN:

Gozo ve Sagre ezber bozan bir çizgi roman. Hikayenin vahşetinin kendi hayatımdaki güncelliği. Barbarlığımız. İnsanlığımız. Umudun cahillikte olması. Kısacası sorgulayan bir kitap, ben de sanık.

Screen Shot 2018-12-28 at 09.51.26.png

EN KİTAP:

Tabi ki tartışmasız “bir adam, bir kedi, iki kadın” insanın aklının ucundan geçen düşünce, duygu ve his kırıntılarını incecik kitaba sığdırmış. Yalın bir baş yapıt.

Screen Shot 2018-12-28 at 09.52.23.png



EN UYGULAMA:

Yine tahmin edemedin. Spotify değil. Evet çok geç de olsa bu yıl Spotify’ a katıldım ve pek de memnunum. Ancak daha da hayatıma derinden etkisi olan “Keep” adlı uygulama. Yapılacaklar listesi, alınacaklar listesi vs vs her şey artık organize.

EN SEVİNÇ:

Şirkette yoga dersleri vermeye başlamıştım haftada bir öğlen. Böylesi bir paylaşma alanı bulduğum için çok mutluydum.

EN HÜZÜN:

Çok büyük umutlarla eve taşıdığım onlarca profesyonel fotoğraf malzemesinin hakkını veremediğim için evdeki fotoğraf atölyemi kapattım. Bak yine içim buruldu.

EN HAYAL KIRIKLIĞI:

DOT tiyatrosuna bayılıyorum. Ne oyun olsa gözüm kapalı giderim. Bunun mimarının da Murat Daltaban olduğunu biliyorum. The School of Life’da workshop’ unu gördüm. Böyle güzel yaratılar yapan bir sanatçıya yakın olmak ilham olur, enerji alanına girmiş olurum diyerek gittim. Ancak sınıfı domine eden 2 erkek katılımcı “ben de çok biliyorumu” göstermek için sazı elerine aldılar(zaten 20 kadın 3 erkekti -All I want this year smash the patriarchy ). İşte neyse uzatmayayım bir takım başka başka durumlar da. Pek keyif alamadım.

EN UMUT :

Oslo seyahatim insanlığın gelebileceği optimum noktayı görmemde kendi adıma değil ama insanlık adına bir umut doğurdu gönlümde.

EN DENEYİM :

Kampları çok seviyorum ama çadırı değil. Bir gecelik çadır deneyimim “dışarda uyurum daha iyi” diye sonlandı. İyi ki yağmur yağmıyordu arkadaş.

Senin paylaşmak istediklerin var mı ? Paylaştıkça artar paylaştıkça büyürüz, yorumlarda görüşürüz (:

Asena DiricanComment