Ben bir kara kitap okudum.

Sonunda bitirdim. Üniversite yıllarından bu yana onlarca başarısız denemem oldu. Ellinci sayfayı asla geçemedim. Ancak bu yıl ısrar ettim, dişimi sıktım, yapabilirsin dedim ve yaptım. Az önce Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ını bitirdim. 

Evet okuduklarımın iyi bir çeyreğini anlamadım. Bunda edebi göndermelerin (üstü kapalı olanlar kadar açık olanları da), referans verilen kitapların benim kitaplığımdan hiç geçmemiş olmamalarının, anlattığı dönemin benim doğumumdan önce olması gibi etkenlerin payı var. Bir diğer çeyreğini ise anladığımı sanıyorum ama kuvvetle muhtemel aslında anlamamış olabilirim. İyi ki türkçe yazıldığını biliyorum yoksa bir çok cümleye çevirmen hatası, yuh böyle de çevrilmez ki diyebilirdim. 

Gün oldu tek bir cümleyi geri dönüp dönüp okudum. 10 satırdan hallice cümleler. Gün geldi tamam buraya kadarmış dedim.

Kitabı bitirene kadar 3 tane de rahat okunur kitabı da paralelinde bitirdim. Çünkü kendisi yolculukta, metroda, otobüste okunacak bir kitap değil. Mesai istiyor. 

Peki neden okudum. 

İlki okumak için. Bu kadar da olmaz . Diyorum ya üniversiteden beri ertelediğim, ötelediğim bir şey.

İkincisi dili. Türkçe ana dilim ve bu dilde yazılmış böylesine bir şaheseri okumak istedim. Sırf okuyabildiğim için bile okumak önemli.

Üçüncüsü Orhan Pamuk’un dilini, anlatımını çok beğeniyorum. İsveçteki yuvarlak bir masanın etrafın da oturmuş onlarca edebiyat aşığı gibi…

Dördüncüsü kolay okunur o kadar çok kitap okudum ki okurken biraz kafa kaslarımın zorlanması hoşuma gitmedi değil.

Sonuncusu “ben kimim ?”sorusunu “ben kim olmak istiyorum ?” sorusu ile harmanlıyor. Psikolojik romandan ziyade sosyolojik karakterler. Tam da benim 35 yaşıma uyuyor. Artık kendini tanımak isteyen bir Asena’dan ziyade, çevresini, sosyali tanımak isteyen bir Asena var. Filin kuyruğunu tutmak istemiyorum artık. Kuş bakışı bir fakındalık istiyorum. Bu dönemime öylesine uydu ki 250. Sayfaya kadar sabrettim. 250’den sonra da bitirmesem artık bana ayıptı. 

Darısı Kara Kitap ile kader ortağı Oğuz Atay Tutunamayanların başına. 


Asena DiricanComment