Hayır baba ben CEO olacağım.

Ben harika bir firmada, sevdiğim işi yapıyorum. Eğitimim ve kişisel özelliklerim yaptığım işe çok katkı sağlıyor ve iş yerindeki herkesten her gün yeni bir şey öğreniyorum.  Müdürüm ile aram iyi ve ekibim ile pek uyumluyuz. Evim ofise araba ile on dakika. Yine de güneyde domates yetiştirmek, Ankara anlaşması ile İngiltereye gitmek, yoga hocası olmak ve ya işi bırakıp blogger olmak arada aklımı çeliyor. Peki neden? 

  • Hatırla yeni mezun olduğunda KPSS ye girmeden, memur olmadan “özel” bir şirkette iş bulabilmek sıra dışı geliyordu. “Kızım maaşın belli. Tatil günün belli. Gir şu sınava diyen” iyi niyetli aileye karşı bir başkaldırı kıvamında “hayır baba ben CEO olacağım” diyordun. Ancak yıllar geçti. Zamanında “devrimci” bir ruhla girdiğin kapitalist sistem sıradanlığa dönüştü. 

  • Sıradanlık en korktuğun şey çünkü sıradan olmak için çok biriciksin. Sıradan olmak istemiyorsun ama “tuhaf tipin biri” de olmak istemiyorsun. Sıradanlığını kırmak için yine en çok denenen yolları seçeneklerine koyuyorsun. Yoga mı yoksa domates mi ? İşi bırakıp doktor olacağım, işi bırakıp astronot olacağım, işi bırakıp atık su amiri olacağım demiyorsun.   

  • Ay otuzuna yaklaşırken “Para her şey değil, aslolan iyi yaşamak" diyorsun ama sonra ayın birinde maaşın yatıyor “Eee akşam nereye gidiyoruz?”

  • Haftada birgün evden çalışma hakkı verildiğinde tüm dünya duruyor sanki. Sen ve pijamaların sonunda daha uzun saatler birlikte olabileceksiniz. Sonra “ben evde disipline olamıyorum, çocuk rahat bırakmıyor, aslında bütün gün pijamayla oturmak çok da iyi fikir değilmiş" diyerek ofise koşarak dönüyorsun.


Sen de kendin ile cebelleşiyorsan dilerim destek olur bu yazı, gülümsetir. Lütfen yorumlarını aşağıda paylaş. Paylaştıkça artar paylaştıkça büyürüz.

Asena Dirican4 Comments